Ünlülerin Medyum u Medyum Tufan Hoca Her türlü sorununuzda Sizlerin yanında... MEDYUM TUFAN

“Kaderden sakınmak kaderi def etmez. Lâkin sâlihlerin duâsı, nüzûl etmiş ve edecek olan elem ve musîbeti def etmeğe ve kaldırmağa medâr olur. İş böyle olunca ey Allah'ın kulları, duâ ediniz."

Dünyada medyumluk gerçeği

GELECEĞİ GÖRMENİN BİLİMSEL YÖNÜ PARAPSİKOLOJİ

Parapsikoloji bir bilimdir. J.B. Rhine eşi L. Rhine tarafından 1930’lu yılların başında A.B.D. Duke Üniversitesinde parapsikoloji tanımıyla deneysel çalışmalar ve araştırmalar yapılmaya başlanmıştır.

 Bu çalışmalar temelde telepati, hipnoz, manyetizma, duru görü, duru işiti, telekinezi gibi normal üstü oluşumların   insan bedeninde nasıl meydana geldiğini araştırmak üzere doğmuştur.
 6. his gibi açıklanamayan ve fiziksel olarak ispatlanamayan bu fenomenler (bilinmezler) böylece deneylenecek, ölçümlenecek ve bilimsel olarak izah edilebilecekti. Çünkü extrasense adı verilen duyarlılıkları fazlalaşmış, normal 5 duyu ötesindeki hassasiyete sahip kişiler insanlık tarihi boyunca ilgi odağı olmuşlardır.
Parapsikoloji çalışmalarının başında  kişiler yani denekler, birbirlerinden ayrı odalara oturtularak birbirlerine telepatik mesaj göndermeye çalışmaktaydılar. Burada verici olan kişi bir imgeyi ya da işareti zihninde devamlı ve canlı tutarak diğer odadaki kişiye göndermeyi hedefliyordu. Diğer odadaki alıcı ise gönderilen mesajı almaya çalışıyordu. Bir süre sonra anlaşıldı ki iki insan arasındaki telepatik bağ çalışmalar arttıkça kuvvetlenmekte alıcı ;vericinin gönderdiği düşünceyi rahatlıkla alabilmekteydi.

Daha sonraki yıllarda çalışmalar yoğunluk kazanmaya  başlayacaktı .Birbirinden değişik yetenekteki kişiler gözlem altında tutunarak yetenekleri bilimsel verilerle açıklanmaya çalışılacaktı. Parapsikoloji araştırmaları ve sonuçları bilim dünyasında hayretler uyandırıyor, halk büyük bir merakla gelişmeleri yakından takip ediyordu. Ülkemizde ise bu çalışmalar 1950 yıllarında sonra gerçekleşmeye başlayacaktı.

Parapsikoloji alanında en fazla üzerinde durulan konu kahinlik yani gelecekten haber verme konusu olmuştur. Bu konu kendi içinde 2 ayrı şekilde ele alınır.

Kehanet Akılsal Kehanet ve Sezgisel Kehanet olarak 2 alanda incelenir.
Akılsal kehanet daha çok astroloji, el çizgileri ile incelenen, yazı çizgileri ile incelenen, yüz hatlarıyla incelenen gibi niteliklerden yola çıkılarak elde edilen tahmin yürütme biçimidir.

Ama asıl kehanet sezgisel kehanettir burada kahin gelecekle ilgili görüntüler almakta ve bu görüntüleri deşifre etmektedir. Parapsikoloji de buna “durugörü” adı verilir. Duru görü de kişi aniden beynine düşen ve gözlerinin önüne gelecekten gelen görüntüleri alır. Bu neredeyse bir yıldırım hızıyla gerçekleşir ve önceden biliş hasıl olur.

 İçsel sezgiler,duru görü yeteneği ve haberci rüyalar sezgisel kehanetler grubuna girer. Aslında her insanda sezgi gücü yani 6. his vardır. Dolayısıyla medyumluk yeteneği bulunmaktadır. Fakat bu yeteneği kimin ne kadar kullanacağı ve nasıl kullanacağı bilinmemektedir.
 Parapsikolojinin en çok üzerinde durduğu duru görü yeteneği kendi içinde de 3’e ayrılmaktadır.

Duru görü yeteneği ile çok uzaktaki mekanları görebilmek kapalı olan yerlerin içine girebilmek o anda olmakta olayları bir kamera gibi izleyebilmek mümkün olabilmektedir.

1- Basit Duru Görü: Medyumun bu yeteneği ancak etrafında ki veya yakın çevresindeki kişi ve olayları izlemesine olanak tanır. Geçmiş, gelecek - zaman ve mekan hakkında ayrım yapamaz.

2 – Mekan İçindeki Duru Görü: Medyum burada bu yeteneği ile uzaktaki olayları görür yerleri tanır. Kapalı mekanların içini görür. Olaylar ve ayrıntılar hakkında bilgi verir.

3- Zaman İçinde Duru Görü: Bu yeteneği ile medyum geçmişte olmuş olayları ya da gelecekte olacak olayları algılar ve görür.Tabi ki kehanet gelecek ile ilgili görülenlerdir.

Geleceğe ait bilgilerin alınabilmesi şuur üstü bir durum olduğu düşülmektedir. Bu konuda bilim adamları sayısız deneyler yapmış ve geleceği görmenin izahını değişik bakış açılarıyla anlatmışlardır.

Bu kişiler tıpkı yetenekli bir ressamın, müzisyenin, yazarın az sayıda olması gibi nadirdirler. Herkes yazı yazabilir, kitap çıkarabilir ama okuyucusu olmaz. Hemen herkes elinde kalem önündeki kağıda bir şeyler çizebilir. Hatta güzel resim de yapabilir ancak başarılı ve ün yapmış, aranılan ressam olamaz. Herkes parayla yaşamı boyunca çok yakından ilişkidedir ve herkes zengin olmak ister ama olamaz. Bazıları ticarethane kurar ama çok azı büyük şirketlere sahip olur ve büyük bi işadamıdır. Buradan da anlaşıldığı gibi her birimiz doğarken değişik meziyetlerle doğarız. Önemli olan bu meziyetlerimizi nasıl geliştireceğimiz ve nasıl kullanacağımızdır.

Emanuel Swedenborg

İsveçli bilim adamı, filozof, mistik ve medyum.
29 ocak 1688, Stockholm'de doğdu, 29 mart 1772 tarihinde Londra'da öldü.
 
1709'da Uppsala Üniversitesi'ni bitidikten sonra beş yıl boyunca İngiltere, Hollanda, Fransa ve Almanya'da matematik ve doğa bilimleri öğrenimi gördü. Bu ülkelerde yeni gelişen bilim dallarının temsilcileriyle tanıştı.

İngiltere'de Halley kuyruklu yıldızını keşfeden gökbilimci Sir Edmund Halley ile birlikte çalıştı. Gezegenlerin oluşumunu açıklayan "nebula varsayımı"nı (nebular hypothesis) ortaya attı.

Yeni liman inşa yöntemleri, denizaltı ve uçak tasarımları geliştirdi. Yerküre üzerindeki boylamların Ay'a bakılarak belirlenmesini sağlayacak bir yöntem üzerinde çalıştı. 1719'da soyluluk ünvanı aldı ve Swedberg olan soyadını Swedenborg olarak değiştirdi.

Ellili yaşlara geldiğinde, bedensiz varlıklarla ruhsal irtibata geçebileceğini ve kendisinin bu tür irtibatlarda bulunduğunu ileri sürdü. Tüm tezahürlerde ilahi bir kaynağın söz konusu olduğu görüşündeydi.

1759'daki büyük Stockholm yangınını Londra'da bulunduğu sırada, 'durugörü' medyumluğuyla bildirdi. Bu paranormal olaya ünlü filozof Imanuel Kant da tanıklık etti.

1749-71 yılları arasında yazdığı 30 kadar Latince kitabının çoğunu imzasız yani kendi adını belirtmeden yayımladı.

Dinsel yazıları ruhsal tebliğler olarak kabul edilen Swedenborg'un "Cennet Harikaları ve ve Cehennem Üzerine" adlı kitabının, ruhsal irtibatlarla aldığı vizyonlara dayandığı belirtilmektedir.

Swedenborg'un görüşleri Honoré de Balzac, Charles Baudelaire, Jorge Luis Borges, R. W. Emerson, William Blake ve William Butler Yeats başta olmak üzere birçok şair ve yazara esin kaynağı olmuştur.

 Ingo Swann

İsveç asıllı ABD'li ressam, "coğrafi durugörü" medyumu, yazar ve parapsikoloji araştırmacısı.

14 Eylül 1933, Telluride, Colorado'da doğdu. 14 Eylül 1933, Telluride, Colorado'da doğdu. ABD'de ki psişik araştırmalara yeni bir boyut kazandırdığı kabul edilir.

Salt Lake City, Westminister College'da sanat ve biyoloji öğrenimi gördü. Askerliğini Uzak Doğu'da yaptı. Askerliği sırasında Uzak Doğu (Japon, Tayvan ve Kore) sanatıyla ilgilendi, 1958'den itibaren profesyonel ressamlık yapmaya başladı.

Çocukluğundan beri psişik deneyimler geçirmiş olduğundan, 1960'ların, sonlarında Amerikan Psişik Araştırma Derneği'nin (ASPR) 'durugörü' 'telepati' ve 'ölüm-ötesi deneyimi' araştırma programlarına süje olarak katıldı.

ASPR'de ve daha sonra Stanford Araştırma Enstitüsü'nde (SRI) yapılan deneylerde, 'coğrafi durugörü' yeteneğiyle deneyin yapıldığı yere çeşitli uzaklıklarda bulunan bölgelerin durum ve koşulları hakkında bilgi vermekle kalmadı, Jüpiter ve Satürn gibi gezegenlerin coğrafi özellikleri hakkında da bilgi vermeyi başardı.

Swann'ın gezegenler hakkında verdiği bu psişik bilgiler, sonradan, astronomik doğrulanmıştır.

Kimilerine göre Swann'ın en ilginç paranormal yeteneği, kendisine coğrafi enlem ve boylam verilen noktada ne olduğunu görebilmesiydi.

Swann bu yeteneğiyle, soğuk savaş döneminde, Antarktika'da buzlar altında bir Rus denizaltısının gizli olduğunu bilebilmiş ve Ruslar, Amerikalılar'ın bunu nasıl keşfedebildikleri konusunda şaşkınlıklarını gizleyememişlerdir.

Ressamlık yeteneği de olduğundan Swann, zaman zaman, coğrafi durugörü yoluyla edindiği izlenimleri resim halinde de ifade etmektedir. ABD'nin birçok kentinde sergilediği eserlerinden bazıları bu tür "paranormal eser"lerdir.

Jeane Dixon

3 Ocak 1918 doğumlu Jeane Dixon, Los Angeles'de doğdu ve büyüdü.

Metapsişik ve parapsikolojik alanda araştırma yapan araştırmacı ve bilim adamlarının çoğu, Jeane Dixon ile çeşitli deneyler yapmışlardır. Alınan sonuçlar her zaman şaşırtıcı ve açıklanamaz nitelikte olmuştur. Jeane çok değişik şekillerde kehanetlerde bulunmaktadır. Bazen kristal küresine konsantre olarak, bazen karşısındaki kişinin elini tutarak, bazen de durduk yere gözünün önünde açılan bir ekrandan film seyreder gibi, gelecekteki olayları görmektedir.

Babası ile annesi olan Frank ve Emma Pinckert, çocuklarını, Avrupa geleneklerine göre yetiştiren, Alman göçmenlerdi. Jeane'nın olağanüstü psişik yetenekleri hemen konuşmaya başlar başlamaz ortaya çıktı.

Birgün annesine, siyah kenarlı mektupla oynayıp oynayamayacağını sormuştu. Şaşıran annesi kendisine, öyle bir mektup görmediğini söyledi. Fakat on gün sonra, Emma Pinckert'e Almanya'daki babasının öldüğünü bildiren siyah kenarlı bir mektup geldi.

Bir başka olayda Jeane, o sıralarda evden birkaç yüz kilometre uzaklıktaki Chicago'da bulunan babasının eve gelirken, siyahlı beyazlı bir köpek getireceğini söyledi. Gerçekten de babası eve, siyah beyaz tüyleri olan Colley cinsi bir köpekle döndü.

Jeane sekiz yaşına gelince, annesi onu, Luther Burbank'ın evinin bitişiğinde yerleşmiş olan, Bohemyalı bir kadının kampına götürmüştü. Küçük kızın sol elinin çizgilerini inceleyen falcı kadın; çocuğun inanılmayacak yeteneklerle dünyaya geldiğini söyleyerek ona bir kristal küre hediye etti.

O günü takip eden günlerde Jeane bu küreyi bir oyuncak gibi hiç yanından ayırmadı. Zaman zaman onunla konuşuyor zaman zaman içinde bir şeyler görmeye çalışıyordu. Bu arada çevrede Jeane'yi görmek isteyen insanların sayısı artıyordu. Jeane 9 yaşındayken bir kadın kendisinden öğüt almak istediğini söyleyerek evlerine geldi. Kadın mesleği olan sinema oyunculuğundan vazgeçip bir butik açmak istediğini, sinemada başarılı olamadığı için Jeane'ye bu konuda ne yapması gerektiğini sormaya geldiğini ifade etti. Jeane, kristal küresine baktı ve kadını deste deste paralarla birlikte gördü. Genç kadına:

"Butik projesinden vazgeçin, sinemaya devam edin," dedi. Kısa bir süre sonra, Marie Dressler adı, sinemaların duvarlarında parladı ve zengin oldu.

 1962 yılında Reagan'a birgün başkan olacağını söylemiştir. Dixon 26 Ocak 1997'de 79 yaşında iken kalp yetmezliği sonucu ölmüştür.

Andrew Jackson Davis

1826-1910 yılları arasında yaşamıştır. ABD'li durugörüve duruişiti medyumu, ruhsal şifacı; kimilerine göre ABD'deki spiritualizmin teorik temelini oluşturan kişidir.

"Poughkeepsie kahini" adıyla da tanınan Davis'in öğretisinin temelini 1845-1847 yılları arasında trans halinde yaptığı 157 konuşma oluşturur ki, 'tebliğ' olarak nitelendirilen bu konuşmalar, "Doğa'nın Prensipleri" ("Principles of Nature") adıyla 1847'de yayımlanmıştır.

 800 sayfalık bu kitaptaki öğreti, kimilerince E. Swedenborg'un kozmoloji anlayışı ile sonraları Karl Marx'ı (1818-1883) etkileyecek olan Charles Fourier'in (1772-1837) komünal yaşam ve üretim tezlerinin bir sentezi olarak yorumlanır.

Kitapta yer alan "Bir taraf maddi bedende, diğer taraf yüksek planların birinde olduğu halde ruhların birbirleriyle temasa geçmesi mümkündür." ifadesiyle Davis'in, 1848'de Fox Kardeşler ile başlayacak olan spiritualizmin doğuşuna ilişkin kehanette bulunduğu ileri sürülür. 1840'lı ve 1850'li yıllarda, Davis ve arkadaşları tarafından yayımlanan "The Univercoelum" adı gazetede yer alan yazılar, spritualizmin ABD'de yayılmasında önemli bir işlev görmüştür.

"Yüce Harmoni: Doğal, Spiritüel ve Göksel Evrenin Felsefi Bir Vahyi" adlı 2135 sayfalık ve 5 ciltlik yapıtı ise ABD'de spiritualizmin başyapıtlarından biri olarak kabul edilir. Davis, yapıtında "Summerland" (Yazülkesi) adını verdiği ruhsal alemin Hristiyanlığın cenneti ya da cehennemiyle bir ilişkisi bulunmadığını öne sürer ve buradaki varlıkların da yaşamlarını "ruhsal beden"leriyle sürdürerek gelişim ve mükemmellik peşinde koştuklarını belirtir.

Öte yandan kimileri, Davis'i, kitabındaki "beşeri cinsler arasında mutlak bir eşitlik vardır," temasını işleyen anlatımlarından ötürü ilk kadın hakları savunucularından biri olarak kabul ederler. Davis, spritualizm hareketinin yönlendirici öncülerinden biri olmasına karşın, dinsel dogmalara karşı çıktığı için, spritualizmi dinsel bir çerçeve içinde benimseyenlerce yeterli ilgiyi görmemiştir.

Wolf Messing

10 Eylül 1899, Kalwaria, Varşova'da doğdu, 1974, Moskova'da öldü. Polonya asıllı Rus psişik. Durugörü ve prekognisyon yetenekleri de olmakla birlikte,
özellikle, düşünce aktarımı ve telkin yetenekleri son derece güçlü bir psişik olarak ün yapmıştır.

Yoksul bir Musevi ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Paranormal yetenekleri çok küçük yaşlarda ortaya çıktı. Gençliğinde, dünyayı dolaşmak amacıyla biletsiz olarak bindiği trende, kontrolörü, telkin yeteneğiyle, bir gazete parçasının bilet olduğuna inandırdı. Berlin'de bir süre tiyatrolarda çalıştı.

16 yaşında Viyana'da, Albert Einstein ve Sigmund Freud ile tanıştı. Onlarla telepati, düşünce aktarımı ve telkin deneyleri yaptı.

1915'ten itibaren on yıl boyunca dünyanın çeşitli ülkelerini dolaştı. 1927'de Hindistan'da, Gandhi ile düşünce aktarımı deneyi yaptı. Ülkesine döndükten sonra düşünce aktarımı deneylerini halka açık olarak yaptı, 'durugörü' yeteneğiyle kimi ünlü kişilerin kayıp eşyalarını buldu. Spiritüalizmin izleyicisi olmamakla birlikte, ruhsal irtibat seanslarına katıldı.

Alman-Rus ilişkilerinin iyi olduğu ve Hitler ile Stalin arasında bir saldırmazlık anlaşmasının yapıldığı dönemde, İkinci Dünya Savaşı'nın çıkacağına, Avrupa'nın Naziler tarafından işgal edileceğine, 1945'te savaşın sona ereceğine ve "Sovyet tanklarının Berlin sokaklarını çiğneyeceği"ne ilişkin kehanetlerinden ötürü, hakkında Hitler tarafından ölüm emri çıkartıldı. Polonya sınırındaki tüm Nazi kontrol noktalarından düşünce aktarımı ve telkin yeteneklerini kullanarak geçti ve Sovyetler Birliği'ne sığındı. Stalin'in odasına yine bu yetenekleri sayesinde, tüm nöbetçileri atlatarak girmeyi başardı.

Sonraki on yıl boyunca Sovyetler Birliği'nde büyük bir ün ve servet edindi. İkinci Dünya Savaşı sırasında Sovyet Hava Kuvvetleri'nin iki savaş uçağı almasını sağladı. Savaş sonrasında Sovyet Bilimler Akademisi'nde yoğun biçimde deney ve incelemelere tabi tutuldu.

Eileen Jeanette Garrett

17 Mart 1893, Beau Park, İrlanda'da doğdu15 Eylül 1970, Nice, Fransa'da öldü. İrlanda asıllı ABD'li ünlü medyum. Prekognisyon vedurugörü yetenekleriyle isim yaptı.

Psişik yetenekleri çok küçük yaşlarda ortaya çıktı. 1924-29 yılları arasında, Londra'daki İngiliz Psişik Bilimler Koleji'nde, James Hewat MacKenzie (1869-1929) ile birlikte çalışarak durugörü, duruişiti ve telepati yeteneklerini geliştirdi.

1930'da Fransa'da düşen, "R-101" adıyla bilinen hava gemisinin, içindekilerin tümünün ölümüyle sonuçlanan kazasını medyumik yeteneğiyle önceden haber verdi.

1926-1929 yıllarında gördüğü üç vizyonla, faciayı tüm ayrıntılarıyla betimlemiş ve hava gemisinde gerekli bakım yapılmadan böyle bir yolculuğun yapılmaması gerektiğini ilgililere bildirmiş olan Garrett, kazayı, olduğu anda da paranormal olarak algılamıştı. Daha sonra yapılan bir dizi ruhsal irtibat seansında, Garrett'e R-101'in düşüş nedenlerine ilişkin 'tebliğler' verilmiş ve bu tebliğlerde verilen bilgiler sonradan kaza yerinde yapılan incelemelerle doğrulanmıştı.

Garrett, 1939-40 yıllarında Fransa'da bulundu ve 1941'de Amerikan Psişik Araştırma Derneği'nin (ASPR) daveti üzerine ABD'ye gitti. Aynı yıl, "Tomorrow" adlı bir edebiyat dergisi yayımlamaya başladı. Daha sonra "Creative Age Press" adlı yayınevini kurdu ve ilk kitabı olan "Telepathy"yi yayımladı.

1940'larda Dr. J. B. Rhine ve W. McDougall'la çalışmalarda bulundu. Dr. Rhine, Garrett'le yaptığı çalışmalara ilişkin olarak, "Bu, parapsikolojide bir dönüm noktasıdır" diyordu.

Garrett'in yaşammın son dönemlerindeki önemli çalışmaları şöyle özetlenebilir:
• 1951'de yaşamının sonuna dek başkanlığını sürdereceği Parapsikoloji Vakfı'nı kurdu.
• 1952'de Andrija Puharich ile çalışmalarda bulundu ve bu çalışmalarda önemli durugörü fenomenleri ortaya koydu.
• 1953'te Hollanda'da, Utrecht Üniversitesi'nin yönetiminde, ilk Uluslararası Parapsikoloji Kongresi'ni organize etti.
• 1960'larda, 'durugörür realite' kuramıyla tanınan ABD'li psikolog Lawrance LeShan ile çalıştı.

Metapsişik ve parapsikolojik araştırmalara önemli katkıları olmuş bulunan Garrett dünyanın en ünlü medyumlarından biri olarak kabul edilmektedir.

Aralarında, G. Bernard Shaw, H. G. Wells, D. H. Lawrence, Aldous Huxley, Carl Gustav Jung ve Sir Arthur Conan Doyle'un da bulunduğu isim yapmış kişilerle tanışmış, birlikte çalışmış ve bu kişileri etkileyerek, onların yaşamları ya da yapıtları üzerinde izler bırakmıştır. Garrett 1949'da yazdığı, "Adventures in the Supernormal" (Normalötesi Maceralar) adlı kitabının önsözünde şöyle diyordu:

"Benim bir yeteneğim var, buna ister psişik güç deyin, ister başka bir şey... Ne denildiği benim için önemli değil. Ben, yıllardır bana gösterilen saygı, kuşku, acıma gibi tepkilerle ve bana açıkça yöneltilen hakaretlerle birlikte yaşamaya alıştım.

Yani sizin anlayacağmız, 'şarlatan'dan 'mucizeler yaratıcısı'na kadar türlü adlarla anıldım. Yalnızca şunu söyleyebilirim: Ben bunların hiçbirisi değilim!"

Leonora E. Piper

1857-1950 yılları arasında yaşayanABD'li medyum. Psişik araştırmalar tarihindeki en tanınmış zihinsel medyumlardan biridir.

Medyumik yeteneğe sahip olduğu, 1884'de, gözleri görmeyen ruhsal şifacı J. R. Cocke tarafından transa sokulmasıyla anlaşıldı. Transa girer girmez, erkek sesiyle, bir bedensiz varlıktan 'tebliğ' aktarmaya başladı.

1885'te, ünlü psikolog William James'in (1842-1910) dikkatini çekti. James, Piper ile çok sayıda ruhsal irtibat seansı düzenledikten sonra hazırladığı raporda, "Bayan Piper, gözlerinin, kulaklarının ve zihninin -uyanık durumdayken- normal kullanımı ile elde edemeyeceği bilgiler aktarmaktadır" diyordu.

1887-89 yıllarında Amerikan Psişik Araştırmalar Derneği (ASPR) ve 1889-90 yıllarında Psişik Araştırma Derneği (SPR) tarafından uzun süre deneylere tabi tutuldu. Bu kurumların ve aralarında Sir Oliver J. Lodge ve Richard Hodgson'un da bulunduğu birçok araştırmacının, hakkında hazırladığı raporlar bin sayfayı geçmiştir.

1911'den itibaren 'yazıcı medyumluğa' başlayan Piper'ın yazıcı medyumluğuyla alınan tebliğlerden bazıları, 'çapraz iletişim' (değişik yerlerdeki medyumların -aynı veya farklı zamanlarda- aynı bedensiz varlıkla irtibatları sayesinde birbirine paralel veya birbirini tamamlayıcı bilgiler almaları) fenomeninin tanınmasını sağlamıştır. Piper, adını, "sahte medyum"ların ortaya çıkarılmasına katkıda bulunmuş olmasıyla da duyurmuştur.

Eusapia Palladino

1854-1918 yılları arasında yaşayan İtalyan fiziksel medyum. Fiziksel medyumlar içinde psişik araştırmacılar tarafından en uzun zaman deneylere tabi tutulmuş olandır.

Napoli'nin küçük bir köyünde yoksul bir ailenin kızı olarak dünyaya geldi. Annesini doğumu sırasında kaybetti. Medyumik yeteneklere sahip olduğu, aile içinde düzenlenen ruhsal irtibat seansları sırasında, Napolili spiritualist Enrico Damiani tarafından saptandı.

Yaklaşık 20 yıl boyunca aralıksız olarak, Avrupa'da ve Amerika'da, çok sayıda psişik araştırmacı ve bilim adamı tarafından incelendi. Palladino, 'seans' sırasında, diğer medyumların çoğundan farklı olarak, seans odasının köşesine medyumlar için kurulan 'kabine'nin dışında otururdu ve kimi kuşkucular bununla da yetinmeyip Palladino'nun el ve ayaklarını bağlardı. Bu çok sıkı denetlenen koşullarda ortaya koyduğu medyumnik tezahürlerden ötürü kimi araştırmacılarca "kabine kraliçesi" olarak anılmıştır.

Palladino'nun deneylerde ortaya koyduğu fenomenleri incelemiş bilim adamları arasında en tanınmış isimler olarak, İtalyan suçbilimci ve psikiyatr Cesare Lobrosso, Fransız fizyolog Prof. Charles Richet ve nörolog Prof. Enrico Morselli gösterilir.

Bu bilim adamları Palladino'nun 'materyalizasyon' , 'levitasyon' , 'ektoplazma' , 'darbeler' , eşyaların yer değiştirmesi (psikokinezi) ve 'doğrudan yazı' fenomenlerini incelemişler ve ayrı ayrı hazırladıkları raporlarda Palladino'nun ortaya koyduğu medyumik fenomenlerin gerçek olduğunu açıklamışlardır.

MauriceBarbanell

3 Mayıs 1902, Londra'da doğup 17 Temmuz 1981'de aynı şehirde ölen İngiliz medyum, spiritualist, yayıncı ve yazar.

 1920'de, içinde bulunduğu bir edebiyat topluluğunun kendisini görevlendirmesi üzerine spiritualizmi araştırmaya başladı. Bu amaçla çeşitli ruhsal irtibat seanslarına katıldı. Kendisinin de -kendiliğinden- transa girip bir bedensiz varlıkla irtibat kurması üzerine medyumluk yeteneği olduğu ortaya çıktı. İrtibat kurduğu bedensiz varlık, tebliğleri sonraki yıllarda uluslararası üne kavuşacak, "Silver Birch" takma adlı bir bedensiz varlıktı. O günden itibaren medyum olarak sayısız ruhsal irtibat seansında bulundu.

1932 Mayısı'nda dünyanın tek bağımsız spiritualist gazetesi olarak kabul edilen Pychic News'ı kurdu. Daha sonra, metapsişik alanı konu edinmiş olan Two Worlds dergisinin de yöneticiliğini yaptı.

Aralarında Türkiye'nin de bulunduğu çok sayıda ülkeyi ziyaret ederek çeşitli topluluklara spiritualizm üzerine konferanslar veren Barbanell, aynı zamanda, iyi bir konuşmacı olarak kabul edilir. Yayımlanmış 10 kitabı bulunmaktadır.

John W. Dunne

 İngiliz Rüya Medyumu
 Gelecek ile ilgili olayların rüyalarda görülebilmesiyle ilgili araştırmalarıyla tanınmıştır.

Geleceği önceden görebilmek meselesi yeni bir konu değildir... Asırlardan beri bazı sıradışı insanların kehanet gücüne sahip olduklarına inanılmıştır. Hatta inanışın da ötesinde, tarih içinde örnekleri de görülmüştür.

W. Dunne: "insanlar geleceği görebilme gücüne acaba farkında olmadan sahip midir?" diye sormaktadır. Acaba henüz olmamış fakat ileride olacak bazı olaylar bir an için gözümüzün önünden geçiyor ve biz bunu farketmiyor muyuz?

 W. Dunne'nun hazırlayarak bilim adamlarına sunduğu raporda, rüyalarda gelecekten haber alınabileceğiyle ilgili kanıtları ortaya koymaya çalışmıştır. John W. Dunne, İngiltere'nin ilk askeri uçağının planını çizen dünyaca tanınmış bir uçak mühendisidir.

1928'lerde yayınladığı "Zamanla Bir Tecrübe" adlı eserde, W. Dunne, geleceği görme sahasında yaptığı araştırmalarını açıklamıştır. O yıllarda bilimsel çevrelerden çok miktarda eleştiri almasına rağmen aynı zamanda birçok psikolog ve fizikçi için yeni araştırma sahaları açmıştır.

W. Dunne bir şeyi daha evvel görmüş olmak duygusunun, aynı deneyimin daha önce bir rüyada insanın başından geçmiş olabileceğini iddia etti. Kendisini bu araştırmalara sevkeden, görmüş olduğu bir rüyası olmuştur.

W. Dunne o rüyasında kendisini bir adadaki dağın yamacında görmüştü. Dağın üzerindeki çatlaklardan duman ve buhar sütunları yükseliyordu. Bu manzara karşısında: "Tanrım bütün dağ infilak edecek" diye bağırmaya başlamıştı. Rüyanın daha sonraki bölümünde W. Dunne kendisini başka bir adada bulmuştu. Ölüm tehlikesindeki adalıları taşıyarak gemiler aramakla meşguldü. Kendisine yardım etmeyen Fransızlarla kavga ediyordu.

Bu rüyayı gördüğünde Afrika'nın tenha bir köşesinde bulunuyordu. Oraya gelen gazetelerde şu satırları okudu: "Martinigue'deki yanardağı patlamasında 40.000'den fazla insanın öldüğü tahmin ediliyor..." W. Dunne yazının geri kalan bölümünde patlamanın rüyasında gördüğü şekilde olduğunu okudu. Rüya gerçeğe uygundu... Bu olay üzerine uzun zaman düşünen W. Dunne, seneler sonra ikinci bir rüya gördü...

Bu rüyasında: "Yüksek demir parmaklıklarla çevrili iki tarlanın arasındaki yolda yürümekteydi. Aniden tarlanın birindeki bir at kişnemeye ve hiddetle tepinmeye başladı. Parmaklığa göz atan W. Dunne'nin içi rahatladı. Hayvan bunun üzerinden atlayamazdı. Fakat birkaç dakika sonra arkasında nal sesleri duyarak başını çevirdiğinde, azgın atın arkasından geldiğini gördü."

Ertesi gün mühendis kardeşi ile balığa çıkmıştı. Yolda giderken bir aralık kardeşine: "Şu ata bak" diye haykırdı. Etrafına bakındığında, rüyasında gördüğü yerde atın durduğunu hayretler içinde farketti. Yüksek parmaklığın arkasında da rüyasında olduğu gibi bir at çılgınca tepinmekle meşguldü.

W. Dunne: "Her şey rüyamdaki gibi olacak değil ya... Bu atın parmaklığı aşabileceğini zannetmiyorum" dedi. Fakat daha sözlerini bitirmemişti ki, at, parmaklığın üzerinden atladığı gibi üzerlerine saldırdı. İki kardeş zar zor kaçarak kendilerini kurtarabildiler. Bu olay W. Dunne'i çok etkilemişti. Atın saldırması değil, rüyasının gerçekleşmesi onu oldukça rahatsız etmişti...

W. Dunne bu türden rüyalar görmeye devam etti. Rüyalarda şaşılacak bir şey yoktu... Şaşılacak olan bu rüyaların gerçekleşmekte olduğuydu!... W. Dunne ilk önceleri geleceğe ait olayları görme duyusunun yalnız kendisine ait olduğunu zannediyordu... Ama bu tip olaylarla karşılaşan arkadaşlarım dinledikten sonra, bu olaylarla karşılaşan çok sayıda kişinin bulunduğunu farketti. Bu da onu araştırmaya ve olayın ardındaki gizemi çözebilmek için büyük bir çabaya yöneltti.

İlk araştırmaları, insanın geleceği görmesine engel olan şeyin uykuda bazı şartlar altında ortadan kalkabildiği gerçeğiyle karşılaşmasını sağladı.

Fakat herkes bu şekilde geleceği göremiyordu. Kaldı ki birçok kişi uykudan uyandıktan sonra rüyalarım unutuyordu. Bu da ayrı bir sorundu. Belki de birçok kişi gelecekle ilgili bilgiler almakta fakat daha sonra uyanınca bunu unutmaktaydılar...

W. Dunne çalışmalarını sürdürürken rüyalarını unutmamak için kağıdını kalemini yatağın kenarında bulunduruyor ve gördüğü rüyaların tümünü uyandıktan sonra derhal not ediyordu. Tanıdıklarına da, rüyalarını bu şekilde kaydetmelerini söylüyordu.

Oxford Üniversitesi'nin öğrenceleri arasında yapılan bu tip deneyler; şaşırtıcı sonuçlar verdi. Geleceğe ait rüyaların geçmişe ait olanlardan çok daha fazla olduğu ortaya çıktı!...

"Zamanla Bir Tecrübe" adlı eserini bu araştırmalara dayanarak yazdı. W. Dunne daha sonraları, rüyaların geleceği öğrenmek için tek yol olmadığına karar verdi. Çok geçmeden uyanıkken de geleceğe ait bazı kehanetlerde bulunabildiğini keşfetti. Örneğin bazen hiç okumadığı bir kitabı eline alarak bunun içindeki olaylardan bahsedebiliyordu.

W. Dunne gördüğü rüyaların gerçekleşmesinden çok etkileniyordu. Bu olaylar, kendisine görünmeyen bir alemin görünmeyen bazı prensiplerini görünür kılıyordu. Ve sonunda insanın içinde büyük bir sırrın saklı olduğu gerçeğini kabul etti.

 W. Dunne, Yaşamı boyunca çok sayıda insanın haberci rüyaları ile ilgili geniş araştırmalar  yapmıştır.

URİ GELLER

20 Aralık 1946'da TelAviv'de doğdu. İsrailli psişik. Kimilerince eşsiz bir medyum olarak nitelendirilir. Özellikle, psikokinezi yeteneği sayesinde gerçekleştirdiği, el değdirmeden metal bükme gösterileriyle tanınmıştır.

'Prekognisyon' ve 'psikokinezi' yetenekleri üç yaşındayken, evlerinin bahçesinde yaşadığı bir paranormal deneyim sonrasında ortaya çıktı. Çocukluğundan itibaren, kendi ifadesiyle "bir eğlenme aracı" olarak, talih oyunlarında isabetli tahminlerde bulunma, el değdirmeden saatleri ileri/geri alma ve metal nesneleri bükme gibi birçok paranormal tezahür ortaya koydu.

Orduda bulunduğu sırada askerler için düzenlediği "gösteriler"le ilgilenen bir tiyatro organizatörü, savaş sonrasında kendisi için ülke çapında bir turne düzenledi. Bu turne sırasında oldukça ün kazandı ve İsrail televizyonunda paranormal gösteriler yapmaya başladı. 1970'lerin sonunda ünü İsrail dışına taşmıştı. 1971 'de ABD'li psişik araştırmacı Dr. Andrija Puharich ile tanıştı.

Bu tanışmanın ardından Puharich'le ABD'ye gitti ve 1972'de, Kaliforniya'daki Stanford Araştırma Enstitüsü'nde (SRI), eski astronot Edgar D. Mitchell, parapsikolog Russell Targ ve Harold Puthoff'un denetiminde çok sayıda deneye tabi tutuldu.

Deneyler sırasında çeşitli metal nesnelerin el değdirilmeden bükülmesinin yanısıra, kül tablası, kağıt tutacağı, fotoğraf makinesi vb. nesnelerin materyalize ve demateryalize olmasına tanık olunmuştu. 1973'te Cambridge Üniversitesi'nde oluşturulan uluslararası bir bilim kurulu Puharich'le birlikte, yetenekleri üzerinde çalıştı. Bu çalışmalardan sonra Puharich, kendinde saptanılan etkiye "Geller Etkisi" adını verdi ve kendisini dünyaya "ESP ve PK yeteneklerine sahip eşsiz bir medyum" olarak duyurdu.

Puharich 1974'te yayımladığı "Uri" adlı kitabında, Geller'in sıradan bir medyum olmadığını, dünyadışı bir uygarlıkla ilişkisi bulunduğunu da ileri sürmüştür.

23 Kasım 1973'te BBC televizyonunda çıktığı bir programda, milyonlarca izleyicinin karşısında metal nesneleri PK yeteneğiyle büktü ve bozuk saatleri işler duruma getirdi.

Programdan sonra BBC'yi arayan yüzlerce izleyici, program sırasında kendi evlerindeki kimi metalik nesnelerin de eğilip büküldüğünü ve bozuk saatlerinin çalışmaya başladığını bildirmiştir.

Yetenekleri 1974-75 yıllarında, Londra'daki Birbeck Koleji Fizik Bölümü'nde, Prof. John Hasted, matematik profesörü John Taylor ve teorik fizik profesörü David Bohm tarafından incelendi. Deneylerde, özellikle ağzı kapalı plastik tüpler içindeki metal çubukları bükmesiyle dikkat çekti.

 Bu üç bilim adamı, hazırladıkları raporlarda, Geller'in şaşırtıcı biçimde normalüstü yeteneklere sahip olduğunu kabul ettiklerini açıklamışlardır.

1970'lerin sonlarında halka açık gösterilere son verip, yalnızca bilimsel incelemelere katılmaya başlamıştı. Bir süre, bazı madencilik firmalarına, yeraltındaki doğal kaynakların yerlerinin belirlenmesi konusunda danışmanlık yaptı. 1980'lerin başlarında Londra'ya yerleşti.

Yaşam öyküsü, "Mindbender" adıyla, 1995'te, ABD'li yönetmen Ken Russell tarafından sinemaya uyarlanmıştır.





Dilek Kutusu Çok Yakında Tekrar Aktif Olacaktır ... !!!
Tılsımlı Kravatlar & Tılsımlı Gömlekler
Tılsımlı Yüzükler & Kolyeler
Tılsımlı Giysiler Takılar
Talepler kişilerin İstekleri ve Amaçlarına göre değişiklik arzetmektedir. En Çok Talep Edilen Konuların Başında:

- Siyasi Rekabette Üstünlük
- Parasal Güç
- İdarecilik Elde Etme
- Aile Huzurunun Sağlanmasİ
- Rakiplere Üstünlük
- Cazibe Merkezi Olma
Medyum Tufan ' la Tanışmak Görüşmek isteyen, bilgi almak sohbet etmek isteyen siz Medyum Tufan severleri Bir araya geliyor...

Güncel Buluşmalar
Buluşmalardan Resimler
Online  :10 Bugün  :303 Toplam  :2130598 
Medyum Tufan TUFAN'a ulaşmak ve yardım almak için :
Gsm: 0532 484 30 33 / Tel : 0212 296 67 23
Nişantaşı / İSTANBUL
Ana Sayfa Videolar İletişim HakkımdaBasında Biz Medyum Tufan Başvuru Konuları Bakımlar Büyü ve EtkileriBilinmeyenler Merak Edilenler Parapsikoloji Vefkler Damla Bilişim Karakter Boyutu:12 Px Karakter Boyutu:13 Px Karakter Boyutu:14 Px Yazdır Arkadaşına Gönder